Gezi Yazısı
-
Bir Zamanlar Kuşlar Gibi Hürdük

Darülaceze ziyaretimizin ilk durağında Mardinli bir Kürt teyze karşıladı bizi. Gözlerinde Mezopotamya’nın kadim yorgunluğu vardı. Türkçe biliyordu ama kalbi kendi dilinin tınısına hasretti. Kelimeler dudaklarından dökülse de ruhu, çocukluğunun ninnilerini, gençliğinin ezgilerini arıyordu. Bize etrafı gezdiren personelin ona Kürtçe seslenmesiyle teyzenin yüzünde açan o güneş, aslında insanın ana dilinin evi olduğunu hatırlattı bana. Teyzenin hayat… Continue reading
-
Fasulye yahut Pasul

Uçaktan iner inmez ciğerlerimize dolan hava yabancıydı ama açlığımız fazlasıyla yerliydi. İlk işimiz, o tanıdık fırın kokusunu takip etmek oldu. Adına açma demeseler de tadı damağımızda aynı yere dokunan o hamur işiyle bastırdık açlığımızı. Sonrası ise yokuş… Hostele giden yol, bakımsız mahallelerin arasından, ciğerlerimizi zorlayan bir diklikle yükseliyordu. Gece çarpık çurpuk Arnavut kaldırımlı yokuşları… Continue reading
