Biraz sessizliği takiben beliren
obua ve La sesi.
Kararlı ve stabil bir ağaç gövdesinin akoru.
12’lik sistemin yetersizliği.
Melekler ve şeytanlar.
Hayalet varyasyonları.
Gece çıktım evimden,
biraz yürüdüm.
Rüyam ile sınırlı kalmayan La sesi
bana eşlik ediyordu.
Kendimi nehre atmadan,
nehrin tadını çıkarmak istedim,
elbette La eşliğinde.
Belki karşı kıyıdan bir keman ya da viyolin
beni duyar da kendini akort etmek ister.
Ben hiçbir zaman akort edilmem,
sabit bir La sesim
ve buna cevap verme konusunda
hep hazırda bekleyen tuşlarım vardır,
ya da tuşlarımın altında ezilen tellerim.
Telli bir çalgı aletinin sahibiyim,
tuşlu değil.
Nehir bugün beni beklediğini
belli edercesine kızgınca akıyordu.
Beethoven kadar kızgındı.
O, kendinden
ve beni yutacağından pek bir emindi.
Kararı verecek ben dahi bu kadar emin değilken,
nehir nasıl bu kadar yutmaya iştahlıydı?
Ya uzun zamandır hiçbir şey ile beslenmemiş olmalıydı
ya da tıpkı abanozdan yapılmış bir obua gibi
La sesine hayran ve alışkındı.
Üstün bir ses,
belirgin bir baskınlık.
Biliyorum, ölmeyeceğim.
Amacım sadece denemek ya da delirmek.
Delirdiğimin de farkında olmayacağım.
Bonn’da bir odam olur,
sabah akşam delirmemi de zihnime alır,
beste yaparım.
Zaten deli zihnim sorumluluktan uzaktır.
Yemeğim sabah ve gece gelir,
tüm gün bana kalır.
Ziyadesiyle yalnız ve temiz bir ömür yaşarım.
Yemek yemediğim vakitler
belki bahçeme çıkar,
biraz yeşilliğin tadına bakarım.
Bir deliyi alır diğerine dost ederim,
iki akıllıya delileri anlatırım.
Yanımda karım olmaz,
artık olmayacak.
Evet, karım.
Karımı hatırlamasam çok iyiydi.
Bu gece nehre
onu ve çocuklarımı hatırlamamak için çıkmıştım,
fakat yine beni ziyaret edebildiler.
Deli olmanın belki de tek yönü,
beni seven insanları üzüyor olmam.
Onlara iyi bir eş, baba olamamış olmam.
İster miydim? İsterdim,
hem de nasıl.
Ben de günlerini fabrikada harcayıp
eve para getiren
ama akşam vakti evinde çocuğunu seven,
karısının başını okşayan bir adam olmak isterdim.
Fakat yine bu terliklerimle
nehir kenarına gelmeden edemedim.
Geceleri beni ziyarete gelen iblislerin
cehennem şarkısı arzularına
kulak vermeden edemedim.
Çaldım, uyandım, yazdım ve çaldım.
Onlar bana fısıldadılar
ve ben de çaldım.
Neden fabrikaya giden bir adama fısıldamadılar da
bana fısıldadılar?
Bu yüzden haklıyım,
deliriyorum ve nehri istiyorum.
Bir tek sonuncusunu bilmiyorum
fakat istiyorum.
İnsan, suyu sadece içmek için istemez.
Bazen bakıp rahatlamak ve nefes almak,
bazen de kendini bırakıp
sonsuz cennete kavuşmak ister.
Ben ise sonsuz cehenneme kavuşmak için atlıyorum,
bu da size bir not olsun.
Ölmeyeceğim, eminim.
Bunun için istemem gerekir.
Yalnızca nehrin istemesi yetmez dostlar,
benim istemem gerek.
O yüzden, beni kurtaran o balıkçı,
emin ol ki,
Bonn’da bir odada sıhhatteyim
ve piyanomun başındayım.
Bu kez yine iblisler bana fısıldıyor,
ben La’yı çalıyorum
ve yanımda zarar verebileceğim
karım ve çocuklarım yok.
Sadece kendime zarar veriyorum,
çünkü tek isteğim de bu.


Yorum bırakın