Deneme
-
Bir Sonraki Durak: Mecburiyet

Sonbahar, İstanbul’un üzerine yalnızca sararmış yapraklar ve serin bir rüzgârla değil; kolektif bir tahammülsüzlük tortusuyla çöker. Beş yıllık yurt hayatının asgari alanında kendi mikro-dünyasını inşa etmiş bir genç yetişkin için aile evine dönüş, mekânsal bir gerilemeden ziyade bir egemenlik krizidir. Fakat asıl ontolojik kırılma evin kapısından çıkıldığı an başlar: metrobüs hattı, bu kentin en çıplak… Continue reading
-
Karşılıklı Garantilenmiş İmha

Gölgesinden alçak bulutların peydahlandığı, kanatlı bir silüetti açık semalarda gezinen. Öyle bir varlıktı ki bu, olmuş zamanda doğru insanlar tarafından ağa düşürülüp incelenebilseydi, havacılık tarihi bir milenyum ileriye sıçrayabilirdi. Ama onu esir edemezdiniz, dokunamazdınız da. Olduğu rivayet edilen yere doğru başınızı çevirdiğinizde, miyelinli cilasını yalayıp yutmuş motor sinirleriniz üzerinden pıhtılı deriden kıl çeker gibi kayar… Continue reading
-
Ornans’ta Bir Defin

Üstümüze bir gömlek bol gelen insanlığın kol yeni çeriyle çöpüyle meşgal tutuyor, yakası kendinden silkinirken boğuyordu bizi, kurutmakta olduğu köke gönülen değil, zahiren tutunduğunu bakamadığı gözler önüne sererek. Tuttuğunu kopardığı yıllar takvimden silinirken, faillerden 1970, miladi bir daksil görevinde, kayıtsız olduğu anların kaydını analog zihinlerden silme teşebbüsünde bulunuyordu, sonuçsuz bir arkhe sorunsalını oldubittiye getirerek. Varılamayan… Continue reading
-
Deli Şahsına Münhasır

Michel Foucault, Deliliğin Tarihi‘nde deliliğin aslında toplumsal bir inşa olduğunu, toplumun akıllı olanı tanımlayabilmek için deli olana ihtiyaç duyduğunu söyler. Bence toplum, kendi çelişkilerini taşıyamayacak kadar ağırlaştığında, bu yükü en hassas bireylerin sırtına yükler. O bireyler zamanla çatlar ve o çatlaklardan ‘’delilik’’ sızar. Elinde bir tas çamur ile dolaşan, o bunun ismine çorba adını verir,… Continue reading
