kültür ve sanat içerikleri


Köfte Yağmuru

Ziraat Bankası’ndan 400 bin tl kredi çektim,
Vadeli, mevduatlı, peşinatsız, istinatsız.
Bunlar ne demek bilmiyorum ama para hesabıma yattı, vadeli.
Selim’e, Kamuran’a ve Lütfi’ye ayırdım,
Borcum vardı, 
Ölmeden ödememek, ödemeden ölmek olmaz.
Bir de Portakal Necati, hem de en turuncu gününde,
Ona biraz verdim ki ilgilensin benimle, yani bedenimle,
Soğuk bedenimle.

İster yaksın, ister gömsün, isterse Beşiktaş Deniz Müzesi’nde,
Nispet olsun diye Saltanat Kayıklarına,
Sallandırsın meydanda.
Gün gelir, belki benim de yolum müzeye düşer de,
Asılmışım der geçerim, ya da tanımam.

Tek husumetim devletle kalsın, sanırım, umarım.
Ya da bankayla. Bu para, bankanınsa devletindir, devletinse halkındır.
Halksınsa zaten devletindir.
Kefil diye soran Nesligül Hanım’a, 
Kütahya’daki pek sevdiğim Pervin’in adını verdim.
Köpeğimdi.
Kolaysa ödetsinler.

Selim önce parayı istemedi, sonra köfte pişirdi. Sanırım asıl marifet,
hazır köfteyi pişirmekte. 
Kendi yaptığın köfte nasıl pişeceğini bilir.
Tekrar parayı teklif ettim, bu sefer çay demledi,
Zorla cebine sıkıştırdım.
Hesabıma göre, 10 yıl kadar önce ondan çaldığım,
Bir tane kadın,
100 bin tl ederdi. 
En azından Kamuran ederdi.
Hala çıkıyor olsalar, bi 100 bin daha verirdim. Ehemmiyeti artardı.
Ama Selim’e sorsam, o kadar etmezdi. Vergisi dahi etmezdi. Zekatı da etmezdi.
Sahi vergi yüzde 20’yken, zekat neden 40’ta 1?
Ya zekat da yüzde 20 olsaydı.

Cebinden de fırlattı, “istemem seni paranı, hele Kamuran’sa!”,
Olmaz, gözüm arkada, param bankada ölemem.
Havale ettim, önce ibanına, sonra Allah’a, sonra da Maliye’ye.
O harcasın, ya da açıklasın. 
Devletiallaha.

Kamuran’a gittim, 
Ona, ayırdığım parayı vermeyeceğim.
Onunla yiyeceğim.
Süzdüm onu. Önce köfteleri yedik, sonra birbirimizi.
Sahiden nedir bu köfte yağmuru!
Gezdik, hem de tüm Bebek’i. Emirgan’ı, Florya’yı.
Orhan Veli’yi dinledim, götüm kapalı.
Önce hafiften bir rüzgar esti,
Durmayan tramvay sesi, ve ben,
Hala götüm kapalı,
Kamuran’a bir cevherat aldım.
Kalbimi Florya’da bıraktım.

Lütfi’ye ayrıdığım para yetmedi,
Biraz da kalanından harcadım.
İki tane günübirlik adam kiraladım, otelden pahalılar.
Lüt bir yana, Fi bir yana.
Helak oldu.
Zaten hep derdim,
Öleceksem, mutlaka birkaç kişiyi alıp götürmeliyim.
Yoksa, kime ne yararı var.

Portakal Necati,
Bu senin 50 binin,
Yarın akşam, Florya sahile gel.
Bana istediğini yap, tek isteğim kokmamak.
Bir de denize batamamak.
Gömeceksen en dibe göm, batıracaksan da 
Fener balıklarından da aşağıya batır.
Yakacaksan, zifiri karanlık olsun küller.
Bedenimi böyle temizle,
Ruhumu Florya’dan kazı.
Ne var olayım ne de emiş gücü yüksek bir Sinagog davlumbazı.



Yorum bırakın

samanaltı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin