Bu yazı, bir Star Wars anlatısının popüler kültürün sığ sularından çıkarılarak girişildiği entelektüel bir suni teneffüs girişimidir.
Din Djarin, Mandalorian cemaatinin en radikal ve köktenci kolu olan The Children of the Watch tarafından büyütülmüş biri. Öğretilerinin temeli: “Yol budur.” Sorgulanamaz, esnetilemez bir mutlak hakikat. Bu cemaatte kaskı çıkarmak, varoluşsal bir intihardır; zira kask karakterin personası, yani toplumsal kimliği haline gelmiştir.
Ancak Din Djarin bir epistemolojik krizle yüzleşmek zorunda kalır. Bir tarafta cemaatinin katı dogması, diğer tarafta ise korumak zorunda olduğu kırılgan bir canlının, Grogu’nun, hayatı vardır. Meşhur İmparatorluk üssü sahnesinde, ihtiyacı olan bilgiye ulaşmak için kaskını çıkardığı an, cemaatinin katı dogmalarından sıyrılıp birey olmayı seçtiği andır. Immanuel Kant’ın ödev ahlakı, hayatın trajik gerçekliği karşısında kırılır. Mando, sevgi ve sorumluluk duyduğu bir yetimin hayatını kurtarabilmek için kolektif dogma yerine bireysel ahlakı seçer.
Dizinin makro-politik arka planı ise, günümüz dünyasına dair pek çok şey söylüyor. İmparatorluk yıkılmış, ancak Yeni Cumhuriyet henüz taşrada düzeni sağlayamamıştır. Karşımızda post-kolonyal bir güç vakumu vardır: Devrim gerçekleşmiştir fakat ardından gelen barış değil; yozlaşma, kaos ve ekonomik çöküştür.
İmparatorluğun başındaki Moff Gideon, galaksiyi yakıp yıkmak isteyen klişe bir kötülük simgesinden ziyade soğukkanlı bir teknokrat, bir bürokrattır. Onun gözünde Grogu bir çocuk değil, sadece laboratuvarda işlenecek bir “veri ve hammadde”dir. Canlıyı ve insanı tamamen araçsallaştıran, soğuk ve mekanik bir akıl, yani faşizm de diyebiliriz.
Ayrıca İmparatorluk’un Mandalore gezegenini yağmalayıp kutsal Beskar madenlerini eriterek kendi damgasını basması, klasik sömürgecilik tarihinin kurgusal bir yansımasıdır.
The Mandalorian, popüler kültürün bize dayattığı “toksik, duygusuz ve yıkıcı erkek” figürünü de yıkıyor. Evrenin en ölümcül silahlarıyla donatılmış bu savaşçı, gücünü fethetmek veya yok etmek için değil; muhtaç bir varlığı yaşatmak ve büyütmek için kullanır. Feminist felsefede yer alan Bakım Etiği, dizinin görünmez ana fikridir: Gerçek ahlak soyut yasalardan değil, bağ kurmaktan ve özen göstermekten doğar.
Sonuç olarak The Mandalorian, görkemli efektlerinin arkasında modern insanın trajedisini anlatır: Katı sistemler, bürokratik faşizmler ve dogmatik cemaatler arasında sıkışmış yalnız bir bireyin, kurtuluşu bir başkasına şefkat göstermekte bulmasının hikayesi.
Ve belki de galaksideki en gerçek “Yol”, tam olarak budur.
May The Force Be With You.
This Is The Way: Mandalorian Üzerine


Yorum bırakın