Öykü
-
Çan Eğrisi (tanrı katında)

Günler birbirini kaygılı bağlanan birinin eski sevgilisini kovaladığı gibi kovalıyordu. Lobide ben ve benimle benzer zamanlarda irtihal etmiş insanlar vakit geçiriyor, daha doğru bir tabirle konaklıyorduk. Düzenli aralıklarla Kayseri yağlaması ve İskenderiye soslu tavuk dürüm ikram ediliyordu, yemek olarak sunuluyordu. Bu binaya girerken karşımdaki hangi dili konuşursa konuşsun, onu kendi dilimde anlayacağım söylenmişti fakat buna… Continue reading
-
lüzumsuz bir adam: bir eylem olarak istanbul’a gitmek

Benden bir şarkı açmamı istedi. Beraber parkta oturuyorduk ve arkadaşlarımızı bekliyorduk. Bir süredir onları görmemiş, yeni dedikodular yapmamıştık. Spotify’da biraz gezdim fakat hangi şarkıyı açmam gerektiğine karar veremedim. “Ne açayım?” diye sordum. “Ne seviyorsan, fark etmez” dedi. Sanırım bana fazla güveniyordu. Fakat ben ne seviyordum ya da bir şarkıyı, şarkıcıyı sevmek sahiden ne demekti? Mesela… Continue reading
-
lüzumsuz bir adam: efes’i görmüş olmak

Uyanın! Her şey anormal. Bunun neden kimse farkında değil? Ülkemiz için demiyorum sadece, her şey! Herkes! Olağan dışı. Normal olan hiçbir şey normal değil. Kırmızı ışıkta durmak, vergini ödemek, karını öpmek, aldığın ürünün parasını ödemek, maaş almak, maaş vermek, eşcinsel olmamak, yürüyebilmek, koşabilmek, engelli olmamak… Bunların hiçbiri normal değil. Aksi koşulları da anormal değil. Liberal… Continue reading
-
lüzumsuz bir adam: yaşayamadım diyebilmen için

—Hey, dedim dürttüm onu. Uyandı. “Uyudun yine.”—Ay, dedi ve gözlerini ovaladı. “Gitmişim,” dedi ve biraz toparlandı. Evimin salonunda, yani tek odasında, L değil U şeklinde ve televizyona bakan koltuğun iki tarafında, akşamları oturur dizi ya da filmler izleriz. Bazen de Seren’in youtube’da takip ettiği abuk subuk videoları izleriz. Bugün de pek de farklı geçmedi, film… Continue reading
