Her şey, Ardahan’ın bir serin sabahında Vali Veli Pedalsever’in çalar saatinin çalmasıyla başladı. — Hani köylerde insanlar alarma gerek kalmaksızın güneşin doğmasıyla uyanıyordu? —
Vali Bey için o gün, makam odasında üç beş evrak imzalamaktan çok daha heyecan verici bir gün olacaktı. Çünkü o, sadece bir vali değil; yelken, kürek ve bisiklet sporuna gönül vermiş profesyonel bir sporcuydu.
Gardırobunu açtı, jilet gibi takım elbiselerini pas geçip, her profesyonel bisikletçinin giydiği, rüzgar direncini azaltan ve popoyu koruyan pedli, spandeks bisiklet kıyafetini giydi. Kaskını taktı, bisikletine atladı ve Ardahan Bisiklet Festivali’nin yolunu tuttu.
Vali Bey, festival alanında adeta yerel halkı kendi doğal yaşam alanında inceleyen bir araştırmacı edasıyla, “halkla kaynaşma” adı verilen geleneksel bürokratik lütfu icra ediyordu. Statüsünün getirdiği görünmez tahtından sırf bu gurur tablosunu PR dosyasına eklemek için dikey bir geçiş yapmıştı ki, karşısında elinde bastonuyla duran gerçek dünyadan fırlamış Dursun Amca’yı buldu.
Dursun Amca, Vali Bey’in altındaki bisiklet kıyafetini önce yukardan aşağıya süzdü, gözü pedli kısma takılınca hafifçe kaşlarını çattı ama devletlüve saygıdan bozuntuya vermeden doğrudan derdine girdi:
— Sayın Vali Beyefendi, koskoca Ardahan göçten eridi bitti. Üç sabim vardı, üçü de hayvancılık öldü, tarım bitti diye İstanbul’a kaçtı. Şehirde genç kalmadı, köyler boşaldı. Sınır kapılarından tırlar gelip geçiyor ama Ardahanlıya bir kuruş faidesi yohtur. Biz bu gidişle memleketi tamamen kilitleyip gideceğiz.
— Dursun Amcam haklısın. Ardahan’ın göç sorununu ve tersine göçü teşvik edecek kalkınma projelerini masaya yatırıyoruz. Sınır kapılarımızın lojistik potansiyelini yerel esnafımızla entegre etmek için kalkınma ajansımızla koordineli bir çalışma yürütüyoruz. Teşvik paketleri ve tarımsal desteklemelerle bu şehri yeniden cazibe merkezi yapacağız. Devletimiz buradaki nüfus dinamiklerinin farkındadır, müsterih olun.
Vali Bey bunları anlatırken halka dokunmanın verdiği o tatlı kibir ve üst düzey devlet adamı edasıyla Dursun Amca’nın omzuna dokunuyordu.
Çk-tık!
Tam o sırada bir fotoğrafçı deklanşöre bastı.
Birkaç gün sonra Ankara’da, TBMM genel kurulunda tansiyon yükseldi. Bunun üzerine milletvekilleri topluca Sütaş ayran içtiler.
Kars Milletvekili Kadifesever, elinde dev bir fotoğraf çıktısıyla kürsüye yürüdü. Kadifesever fotoğrafı meclise doğru sallayarak bağırmaya başladı:
“Vatandaşın içinde taytınan geziyor! Pisiklete binen vali olmaz! Vali midir Veli midir deli midir belli değil! Buradan İçişleri Bakanı’na sesleniyorum; madem bu valiyi orada tutacaksınız, bari acilen kargo paketiyle asma yaprağı gönderin de pipisini örtsün!”
Meclis bir anda karıştı. Uğultular, laf atmalar havada uçuştu. Spor kıyafetinin “devlet ciddiyetine” uygun olup olmadığı tartışması, ülkenin en büyük beka sorunlarından biri haline gelmişti.
Ve beklenen an, 18 Temmuz 2026 gecesi yaşandı. Resmi Gazete yayımlandı: Ardahan Valisi Veli Pedalsever görevden alınmıştır.
Cumhuriyet tarihinde belki de ilk kez, profesyonel bir spor kıyafeti bir valinin görev süresinin sonunu getirmişti. Ankara bürokrasisi derin bir nefes almış, devletin kumaş pantolon çizgisi korunmuştu.
Beni görevden alabilirsiniz, ama rüzgarımı asla kesemezsiniz. Pedallarla kalın.
– Eski Vali Veli Pedalsever
Bir Valinin Aerodinamik Düşüşü


Yorum bırakın