kültür ve sanat içerikleri


Marcus Tullius


KİŞİLER:

MARCUS TULLIUS: Eski Konsül, büyük hatip ve Cumhuriyetçi.
POPILLIUS (GAIUS POPİLLİUS LAENAS): Centurion, Marcus Tullius’un eski müvekkili
HAKİM: Roma Adalet Heyeti Başkanı.
AVUKAT: Marcus Tullius’un temsilcisi.
ASKERLER, SENATÖRLER VE HALK

SAHNE – 1: FORMIAE YAKINLARINDA BİR ORMAN YOLU

DEKOR: Sahne loş bir orman patikasını andırır. Arkada denizin uğultusu ve rüzgar sesleri duyulur. Sahne merkezinde ahşap, perdeleri aralanmış lüks ama hırpalanmış bir tahtırevan (taşıma arabası) durmaktadır. Marcus Tullius, saç sakal birbirine karışmış, yorgun fakat vakur bir şekilde arabanın içindedir. Önünde kılıcı çekili vaziyette bekleyen Popillius durmaktadır.

(Marcus Tullius tahtırevandan ağır adımlarla başını uzatır. Sol elini her zamanki düşünceli tavrıyla çenesine koyar, Popillius’un gözlerinin içine bakarak konuşmaya başlar.)

MARCUS TULLIUS
Adaletin kestiği parmak acıyabilir,
Yahut kesmesi gerekirken dahi kesmemiş,
Göz ardı etmiş, kurtarılmış da olabilir.
Bir baba katili, cevval bir delikanlı ve
Elleri kanda olan güçlü bir infazcısın.

Seni ben adaletin ellerinden kurtardım.
Ben ol ettim bu tüm nefeslerinin nedenini,
Ağzından çıkan her sözcüğü bana borçlusun,
Sezar’a değil, imparatorluğa hiç değil.

Gün gelecek, mutlak adil bir tanrı önünde,
Çırılçıplak vaziyette hesap vereceğiz.
O gün, adaletinden hiç kuşku duyulmayan,
Endişe dahi barındırmayan gizli bir güç,
Bizi teraziye koyacak. Sen, ben ve baban.

Bu sefer seni asla kurtaramayacağım.
Ve ben ikna edemeyeceğim mahkemeyi,
Sizin, benim kellemi keseceğiniz gibi,
Senin kellen de o zaman yere düşecek.

Cehennem’e girmeyeceksin.
Kapısına,
cennetten görünen o tek yere asılacaksın.

Vücudun yakılacak, bir tek kellen kalacak,
Tüm Roma’ya ve cihana ibret olsun diye.

Forum ile cehennemin tek farkı odur ki,
Birinde benim kellem üç günde çürüyecek,
Diğerinde de senin kellen Minerva kadar,
İlk günkü gibi tertemiz bir ölümsüzlüğe yürüyecek.

POPILLIUS
(Kılıcını hafifçe indirir, gözlerini kaçırarak tok bir sesle konuşur)
Hem haklı hem haksızsın Marcus Tullius. Burada ben kendi kimliğimle bulunmam.
Ben Antonius’un emri ile burdayım. İmparatorluk için burdayım.
Seni dinleyemem, ne dersen de. Bunu yapamam.
Yalnızca senden özür dilerim. Kabul etmeyeceğini bilirim, lakin dilerim.
İmparatorluk senden büyüktür Marcus Tullius.

MARCUS TULLIUS
O sarhoş, gladyatör bozması bir haini,
Ağzına alma, diline sürme Popilius.
Bilirsin, öldürmeye meraklıdır kendisi.

POPILLIUS
(Başını öne eğer)
Bilirim Marcus Tullius, lakin senden son kez özür dilerim.

(Marcus Tullius hiçbir karşılık vermez, adamı muhatap bile almaz. Popillius işaret eder. Askerler girer, Marcus Tullius’u sertçe tahtırevandan indirirler. Sahne kararır.)

SAHNE – 2: ROMA ADALET SARAYI (MAHKEME SALONU)

DEKOR: Görkemli mermer sütunlar, arkada devasa bir Roma kartalı amblemi. Yüksek bir kürsüde Hakim ve yanında heyet üyeleri oturmaktadır. Kürsünün sağında ve solunda senatörler, halk ve muhafızlar yer alır. Marcus Tullius, salonun ortasındaki sanık kürsüsüne sıkıca bağlanmıştır. Yanında bir Avukat beklemektedir.

HAKİM
(Tokmağı sertçe vurarak oturumu açar)
Ey Roma halkı! Jupiter’e selam olsun. Yüce Antonius’a selam olsun! Onların adları ile oturumu başlatırım!
Bilirsiniz, Proscriptio bize ulaştığından beridir İmparatorluğun sıhhati için,
Dünyanın dört bir yanına sefer düzenliyoruz.
Hainleri ve düzenbazları bulup getirmek,
Roma mahkemelerinde yargılayıp kellelerini asmak,
Yüce imparatorluğumuzun en büyük dileğidir.
Şimdi ise, mevzumuz Marcus Tullius’dur.

Ey sen! Romalı hatip, bilgin ve aydın kişi.
Sezar sana pek bir hürmet ederdi.
Aslında sen ona ederdin. Lakin, suikastçilerin ve hainlerin arasında kendini buldun.
İmparatorluğa karşı geldin, bu topraklardan kaçmaya gayret gösterdin.

Roma ordusundan kaçamazsın Marcus Tullius. İşte tüm senatonun ve mahkemenin huzurundasın.
Hakkında verilecek karar vahim olacaktır. Var mıdır bir sözün?

MARCUS TULLIUS
(Büyük bir heyecan ve öfkeyle lafa girer, ses tonu tüm salonu çınlatır)
Adalet dediğinizce tecelli ederse,
Kendisi de sizin gibi kalpak ve şekilsiz,
Niteliksiz, haysiyetsiz ve ruhsuzdur hakim.
Benim tek arzum bu halk için Cumhuriyetti.
Onu elimizden aldınız ve bu vasıfsız,
Çelimsiz imparatorluğu siz yarattınız.
Siz ona kutsallık vakfettiniz, hainsiniz!

AVUKAT
(Araya girerek, elindeki savunma dosyasını Hakim’e doğru uzatır)
Hakim Bey. Müvekkilim konusunda konuşma talep etmekteyim.
Kendisini bilirsiniz, pek bir konuşkandır.
Ağzı pek bir laf yapar, rahmetli Sezar hazretleri de kendisine pek bir hayrandı.
Hatta İskender’in Aristo’yu hocası gördüğü gibi kendisi de Marcus Tullius’u görmüştü.
Lakin, böyle büyük bir isim size de, imparatorluğa da ters düşebilir.
Bu doğaldır.
Kendisi zaten Brutus ve arkadaşları gibi bu toprakları terk edecektir.
Burada bulamadıkları huzuru Atina’da bulmak için yolculuk edecektir.
Onu yoldan siz getirdiniz.

Lütfen, varın yoluna gitsin. Böyle yüce bir adamın katili olarak kendinizi tarihe kaydettirmeyin.

HAKİM
Avukat bey, Sezar da Roma’yı aldığında bu topraklarda değildi. Önce Galya’da, sonra ise İskenderiye’de idi. Yürüyerek şehre girmesi yetti.
Tehlike olmak demek fiziki olarak burada bulunmak demek değildir.

Kendisinin yazdıkları ve fikirleri her daim sınırı aşmış,
Her daim İmparatorluk için bir tehdit olmuştur.
Biz bu pişmanlığı ziyadesiyle Sezar Hazretlerini yanarken izlerken yaşadık.
Bir ikincisini de yaşamayacağız. Kararımız nettir. Heyetin de onayı alınmıştır.
Öyle ki Marcus Tullius’un kellesi asılacaktır.

Son sözün var mıdır Marcus Tullius?

MARCUS TULLIUS
(Doğrudan hakimi es geçerek yüzünü salondaki halka döner, ellerini kaldırır.)
Son sözüm vardır fakat bu hiç size değildir.

Ey Romalılar, sözlerimi iyi dinleyin.
Bağırın, dağıtın ve tekrar tekrar okuyun.

Ben burada pek fakir bir ailede doğdum.
Hiçbiriniz gibi soylu sülaleden gelmem.
Tek başıma,
zekam ve bilgeliğimle geldim.

Burada oturma hakkını alın teriyle,
Kalemin gücüyle hak etmiş tek insan benim.
Yıllarca cumhuriyeti ve halkı savundum.
Mazlumun yanında oldum, size destek oldum.
Ne demek bilir misiniz Sezar’a zıt gitmek!
Diktatörlüğe karşı çıkmaktır, bilmezsiniz.
Sizin gibi her daim kafa kesmek değildir.

Emin olun ki,
Bu imparatorluk uzun sürmeyecektir ve,
Kadim Roma sizden sebep son bulacaktır.
Geriye hainler değil bilginler kalacaktır.

Siz, bilgini tepede ararsınız lakin,
O, daima en arka sırada yalnızdır ve,
Masaya bir şeyler karalayan zavallıdır.
İşte o benim.

Her daim bu bilginlerin yanında olunuz.
İmparatorluğa lanet ediniz ey dostlar!

Biliniz ki her değişim iyidir, yalnızca,
Değiştirilemeyecek şekilde, surette,
Sabitlendiği ve tahkim edildiği müddetçe.

Lanet olsun yırtık ve yıkık Antonius,
Lanet olsun diktatörlük, yaşasın Cumhuriyet.

HAKİM
(Ayağa kalkarak nihai hükmü açıklar)
Anladık. Ayağa kalkın!

(Tüm mahkeme heyeti, senatörler ve askerler ayağa kalkarlar. Salonda derin bir sessizlik hakimdir.)
Benim kararım ile, pek çok haine yapılan kelle asılmasına ek olarak,
Marcus Tullius’un ellerinin de kesilmesine karar verilmiştir.

(Salondan şaşkınlık ve uğultu sesleri yükselir. Avukat itiraz etmek ister ama askerler tarafından engellenir.)
Marcus Tullius’un iki eli alınacak, ve kellesinin yanı başına asılacaktır.
İmparatorluk aleyhine hem düşünmek, hem de yazmak,
Mutlak surette cezalandırılacaktır.

(Hakim, Marcus Tullius’a bakar. Marcus Tullius büyük bir sükunetle gülümsemektedir.)
İşte, karşımda gülen Marcus Tullius.
Geri kalan tüm vücudu yakılacaktır.
Karar kesindir.

(Hemen muhafızlar ve Popillius öne atılır. Marcus Tullius’un bağlarını çözerler ve onu hızlıca salonun ortasındaki mahkeme meydanına yatırırlar. Marcus Tullius, hakimin verdiği dehşet verici kararla alay edercesine, hiç direnmeden uzanır ve iki elini de bir büst gibi çenesinin altına yerleştirir. Kafası kesilirken ellerinin de aynı anda biçileceği bu pozisyonu gören cellatlar ve askerler büyük bir şaşkınlık içinde donakalır.)

MARCUS TULLIUS
(Son kez gözlerini Popillius’a diker)
Haydi asker,
Burada tek bir doğru iş bile yapmadın.
Batılın tarafındasın.
Ama bari beni düzgün katletmeyi becer!
Zira, ancak ellerimi kaybedersem ölürüm, kellemi değil.

(Popillius kılıcını havaya kaldırır. Kılıç büyük bir hızla iner. Tek bir darbede Marcus Tullius’un kafası ve çenesinin altına kenetlediği elleri koparak yere düşer.)



Yorum bırakın

samanaltı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin