öykü
-
Laktozsuz İman

Ahmet’e, ismi peygamberden, kaderi ise modern sosyolojinin çıkmaz sokaklarından miras kalmıştı. Yirmi üç yaşındaydı ve Osmaniye’nin sarı sıcağından kopup geldiği Osmanbey’in gri kalabalığında, henüz tamamlanmamış bir tez konusu gibi dolaşıyordu. Ahmet’in yüzündeki sakal, hassas bir diplomatik denge üzerine kuruluydu. Dedesinin, “Sünneti bozmuşsun, papaz gibi uzatmışsın” diyeceği; Cihangir’deki arkadaşlarının ise “Abi bu ne hal, IŞİD militanı… Continue reading
