kültür ve sanat içerikleri


deneme yazmak üzerinde bir deneme

deneme yazmak

“Ben kitabımın maddesiyim.” (Je suis moi-même la matière de mon livre)

Montaigne

giriş ve tanım

Merhaba, deneme yazmak üzerine bir deneme yazmak istedim. Çünkü bugün kendimi, neden kurgu yazmayı deneme yazmaya tercih ettiğimi sorgularken buldum. Ve hemen sonrasında da denemenin ne demek olduğunu araştırmaya koyuldum. İşte bulduğum iki tanım:

deneme: isim, edebiyat. Kesin bir sonuca varma iddiasını taşımayan bilimsel eser veya yazı. [TDK, Türkçe Sözlük, 2. Baskı, 1955]

ya hut

deneme: isim, edebiyat. Herhangi bir konuda yeni ve kişisel görüşlerle bezenmiş bir anlatım içinde sunulan düzyazı türü.

Bu iki tanımı birleştirecek olursak, hepimizin barizce farkında olduğu şu neticeye ulaşıyoruz: Deneme, kişisel telakkidir. Kendimi sınamama gelecek olursak da, biraz daha düşündüğümde, esasında deneme yazmaktan korktuğumu fark ettim. Ve bu yazıda da, deneme yazmanın korkulacak bir şey olduğunu savunmaya gayret edeceğim.

gövde gösterisi

İlk olarak, fikrimin gövdesini sunmak istiyorum. Deneme adı altında paylaştığımız bu düz yazıya benzeyen cümleler topluluğu, tamamen yazarın kendisi tarafından üretilmiş ve bu üretim yazar tarafından inkar edilmemiştir. Yani, bahsi geçen herhangi bir denemenin bahsi geçen herhangi bir görüşü, savı yazara ait. Ve bunun inkarı pek mümkür görünmüyor. Yazarın yazı boyunca bir düşünceyi sorgulaması ve bir sonuca varamaması dahi onun görüşününün söz konusu düşüncede bir konuya varamamasını gösteriyor. Ki bu da özneye aittir.

Bir kurgu esere geldiğimizde ise -ister öykü ister roman- hatta kurguyu genişletmek isterim, makale yahut şiir dahi niyetimi karşılayacaktır; olaylar, durumlar, karakterler tamamen yazarın eseri olsa da yazarı temsil etmez. Eserlerdeki hiçbir düşünceden dolayı doğrudan yazarı sorumlu tutamazsınız. “Oradaki karakter öyle düşünmektedir.” “Bu olay zaten gerçek hayatta gerçekleşemez.” Ya da “Evet, elbette benden izler var fakat görüş karakterin görüşü.” gibi kaçış yollarıyla fikir dünyanızdaki dayanaklı dayanaksız, kendinizle çelişen ya da çelişmeyen ya da gelecekte çelişecek her türlü fikrinizi esere istediğiniz oranda ekleyebilir, çıkarabilir; hatta kendizin tam aksine bir eser dahi yazabilirsiniz. Bunlar da, yazarı koruyan unsurlardır.

Elbette, 1984 George Orwell’ın düşüncelerini birebir yansıtır. Veya Dorian Gray’de Oscar Wilde’ın kendisini epey koklarsınız. Fakat yine de, bu yaratılan kurgu evreni, yaşadığımız evren değildir. Müzikte gördüğümüz polifoni1 ve monofoni2 kavramlarını da edebi kurgunun alt dalı olarak yorumlarsak, daha çok servetifünunda gördüğümüz “yazarın okura müdahalesi ve fikir diktesi” de bir nevi denemedir. Ve de bir nevi kurgudur. O yüzden, kurgu ve deneme olarak ayırmaktansa, monofoni ve polifoni olarak ayırmak daha yerinde olabilir.

hera ile kleitos

İkinci olarak, “değişmeyen tek şey değişimdir” diyerek fikirlerin, savunulan ideallerin, ideolojilerin ve inançların dinamik olmaları; birey bu dünyada yaşadıkça, yıllarını harcadıkça bu bileşenleri mutlaka değişecektir. Dini inancı ya da ideal devlet görüşü dahi daha bir yıl bitmeden değişebilen insanın, şu anda, tam şu andaki görüşlerini açık eden, savunan ve kurguyla bezenmemiş, filtresiz bir şekilde okuruna sunan yazarları, yani deneme yazarlarının, bu cesareti nereden bularak düşüncelerini kaleme alabiliyorlar. O zaman bu yazarlarımızda mutlaka büyük bir özsevgi, özgüven, hatta belki de ego ihtiva etmelidir ki kolları bu denli sıvayıp, yazıp paylaşabilsinler.

Ayrıca, fikirden bağımsız olarak da edebi bir tür üretirken dilin kullanımı, cümle yapıları, kelime tercihleri gibi unsurlar da yazar tarafından yıllar içerisinde gelişeceği için, şu anda yazarın kendisini çırılçıplak bir şekilde okurun önüne atması da hem okur hem de yıllar sonraki kendisi için vasatın altında bir yazı, ya da niteliksiz bir dil kullanımı olarak gelebilir. Fakat, bu unsur kurgu için de geçerli olabileceği için konumuzda ne derecede ilgilidir bilmiyorum.

theofanis gekas

Ek olarak, sanırım kurgunun hayal unsuru olması. Ve en basitinden “gerçek” olmaması da deneme yazmak tarafına bir artı oalrak verilebilir. Karakter kurmak, tasarlamak, bir dünya yaratmak, karakteri yürütmek, konuşturmak ve mantık hatası yapmamaya çalışmak. Bunlar ister istemez bireyi kurgu yazmaktan soğutabilir, hele ki dünya görüşü ve genel olarak ana gündemi gerçekliğin, insanın, dünyadaki tüm sağlıklı ya da sağlıksız sistemlerin kendisi, bunların muhakemesi, mukayesesi bireyin zihnini sürekli kurcalıyorsa. O zaman, bırakın kurgu yazmayı, kendi dünyasından dışarıya çıkamayarak, belki iyi belki de kötü olarak deneme yazmaya daha yatkın olacaktır. O nedenle de, kendi dünyasındaki kıpırtıları, içinden çıkamadığı sorunları veya çıkabilerek yaptığı tespitleri bir de kurgu paketine koyarak kargolayan yazarlar, sanırım en çok tebriği hak edenler. Aklıma gelenler Ahmet Hamdi, Ursula L. Guin ve Theofanis Gekas.

şahsiyet ve final

Kurguda çok bariz bir kimlik, persona vardır. Persona zaten Latincede maske demektir. Yani bizim, belki de sizin günlük hayatta kullandığını persona tabiri “kişiliğe” değil, maskeye tekabül etmektedir ki bu da kurgu bir eserdeki yazarın en sık başvurduğu aksesuardır. Maskeyi yazar dilediği zaman takabilir, dilediği zaman fırlatabilir.

Deneme biraz itiraf edebiyatıdır, öz ifşadır. Benim de korkumun temelinde günah çıkarma yahut mahremiyet ihlali olduğunu düşünsem de; bu hissettiğim duygu kadar da, deneme yazabilen arkadaşlarıma imreniyor ve onları takdir ediyorum. Çekinmeden ve büyük bir cesaretle fikirlerini şahane bir dille aktaran başta Montaigne olmak üzere, denemeci arkadaşlarımı tebrik ediyorum. İşin özünde, tür ayırmaksızın, deneme de öykü de şiir de birilerinin kurgusudur ve değerli olan bunların hangi parçalarının, nasıl bir dille aktarıldığı.

Bu yazım korkumu azalttı mı ya da kendimle yüzleşmemi sağladı mı, bilmiyorum. Okurlar, “gerçekten bu adam deneme yazmasın!” dedi mi onu da bilmiyorum. Canım sağ olsun. Yazdım ve paylaşıyorum.

Teşekkürler.



Yorum bırakın

samanaltı sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin