ansızın doğruldu, sanki minbere haç dikilmiş de ezan sesi duyulmuyor gibi alarmı çalıyordu.
haliyle bu durum çok sinirini bozdu, olamaz olamaz kesinlikle olamaz!
salat-ı sabahını eda eyleyebilmek niyetiyle lavaboya yöneldi. halbuki deli gibi uykusu vardı nermin.
mübarek müezzin, ezanı da öyle bir okuyordu ki sanki sevdiğini alamayandı.
bir durdu ve düşündü, acaba müslüm baba ezan okusa nasıl olurdu?
şanslı ki youtube’da tam olarak bu olayın kayıtları vardı. ama maalesef kötü okumuştu. aslında bunu da biliyordu.
yine de insanın içinden gelen anlaşılmaz merak duygusuna yenik bir şekilde sormuştu işte. 90’larda merak böyle kitsch böyle quatsch idi sevgilim.
hasıl-ı kelam aldı bir ab-ı dest-i devran olmaya devlet der cihan
evet bunu çok istiyordu, öyle istiyordu ki bir ara çok uğraşmıştı acaba bir teorisyen olup bunun teorisini kurabilir miydi?
bir yanda hak teala bir yanda amerika bir yanda sovyet rusya
cennet ehline aynen iletiyorum ya şeyh:
devletin bekasının da allah belasını versin malboranın da
peki ya şeyh inanmayalım da ne yapalım?
kropotkin’den müslüman çıkaramayalım
marx dediğin evvela historical materialism
smith mesela adam smith ne alaka gazali
hadi tutalım free market’i ne yapalım yed-i ğaib’i
namaz kılacaktı konu ne ara buralara gelmişti
hem sabah vakti olacak iş mi?
resulullah ne derdi? yolda ebu bekir’i görüp esselamu aleyküm ya sıddık dedikten sonra.
bunaldı daha teorisini bile kuramadı da en son namaza başlayabildi.
“felem taktuluhum ve lakinnallahe katelehum ve ma rameyte iz rameyte ve lakinnallahe rame”
o an dedi ki ya şeyh,
resulullah’ın ayak izlerini ilk sen gördün. sen dedin rabb-ı has sen dedin no to cevher-araz.
yetmez tek başına ayan-ı sabite, teoriyi nihayete erdiren bir de fi ilm-il ilahiyye
böylelikle bir sabah namazını daha hitama kavuşturabilmişti.
bir sabah ibadeti


Yorum bırakın